Bir Bahar Sabahında Dilovası’nda Soluklanmak

HERSEK BURNU VE KÖPRÜ PROJESİAnadolu’dan karayolu ile İstanbul’a gidenlerin yolu mutlaka geçmiştir Dilovası’ndan. Dilovası’nın karşı yakasında bir de Diliskelesi vardır. Diliskilesi’nin ismi de Hersekburnu’ndaki burun gibi denizin ortasına uzanmış kara parçasından geldiği sanılmaktadır. Bu burun ile ilgili efsanevi bir anlatım da var. Kaynaklardan geçen bu efsane bugün tamamen dışardan gelen halk tarafından fazla bilinmemektedir. Rivayetlere göre;

Osmanlı’nın ikinci padişahı Orhan Gazi zamanında bir derviş, Hersekburnu civarındaki karadan küçük kayıklarla karşı kıyıya (Diliskelesi tarafına) yolcu taşıyan kayıkçıların olduğu yere gelir ve : 

-Oğullarım beni karşı geçirir misiniz? diye sorar. 

Kayıkçılar üstü başı perişan olan bu dervişte para olmayacağı düşüncesiyle: 

-Babalık git başımdan, işim var gidemem, derler. 

Derviş sırayla bütün kayıkçılardan bu cevabı alınca: 

-Siz götürmezseniz biz Allah’ın izniyle geçerük! diyor ve eteğine doldurduğu kumları avuç avuç denize atıp yürür. Dervişin kum attığı yer hemen bir kara parçasına dönüşüyormuş. 

Kayıkçılar dervişin bu halini görünce, denizin ortasında bir yol oluşacağını ve ekmeklerinin kesileceğini düşünüp hemen dervişin önüne geçerler: 

-Aman Derviş Baba, biz yaptık sen eyleme. Bize acı! diyerek yalvar yakar onu karşıya kayıkla geçirirler.

O günden sonra orada oluşan kara parçası denizin ortasında bir dil gibi uzayıp durur. Kayıkçıların dil dökme ve yalvarma hallerine binaen o günden sonra buraya DİLİSKİLESİ denilir olmuş. 

Rivayet böyle. Ancak gerçek olan şu ki İzmit Körfezi’nin bu en dar yerinden bugün dünyanın en büyük ikinci köprüsü yapılacaktır..

Anadolu ile İstanbul arasındaki kara ulaşımının kilit noktalarından biri olan Dilovası’ndan, İstanbul’a varmak için yola düşen herkesin mutlaka yolu düşmüştür. İstanbul bir sevdadır Anadolulu insan için. Ulaşılmaz, anlaşılmaz ve yaşanılmaz bir sevda. Yaşanılmazlığı da Dilovası’nda soluklanan herkesin bildiği bir şey. Hatta Anadolulu Dilovası’ndan geçerken İstanbul’a ulaşma isteğinin ne kadar yersiz olduğunu farkedip Gebze’den geri dönenler olsa da; İstanbul’dan hemen dönenler de çoğunluktadır. Ancak Anadolu’da yaşadığı yerde karnı doymayanların sığınağı haline gelen İstanbul’dan taşıp Dilovası’na gelenler, zamanla Dilovası’nın adını Zehirova/Kanserova haline getiren kimyevi sanayiilerin elinden ilet kapma  pahasına da olsa katlanıyorlar..

dilovasiBir bahar sabahı görevli olduğum okula giderken yol kenarında gördüğüm rengarenk çiçekleri koklamaktan korkuyorum. Çünkü biliyorum ki bu çiçeklerin de havadan nasiplendiği muhakkaktır.

Yol kenarında anneleriyle okula giden minik çocuklara acıyarak bakıyorum. Çünkü o an esen hava dalgası içinden geçmek için ağzımı kapayarak yürümek zorunda kalmıştım. Ama nadide bir çiçek gibi olan çocukların bu havada daha ne kadar yaşayacağını bilememeleri çok acıydı. Onlar bilmem dirhem dirhem ölüm soluklandıklarını biliyorlar mı? Büyükler farkında ama çocuklar her yerde olduğu gibi burada da masumlar..

Dilovası’nda solunlanmak ciğerlerinden havaya karışmış bilumum kimyevi atıkları soluklanmak demektir.

Dilovası’nda solunmak kansere yakalanmak için bir adım atmaktır.

Reklamlar

About ramazanbey

Şiir dünyasına uzanan yolda bir yürek savaşçısı
Bu yazı Yazılarım içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s