Tersine Giden Tren

Kara Tren Hikayeleri’nden….

Hani “Ada (Adapazarı) Ekspresi” yerine “Sakarya Ekspresi”ne binip İzmit’e kadar gitmiştim ya. Trenleri karıştırmamın bir günlük programımı altüst ettiğini o gün çektiklerimi sizinle paylaşmıştım. Bugün de size benim gibi yolunu şaşırmış bir zavallı amca ve zavallı eşini anlatacağım. O kadar dalgınım ki, kafamın içindekileri bir toparlayabilsem hikayeye giriş yapabileceğim ama beceremiyorum bir türlü. Masallarda anlatıcı “Bir varmış bir yokmuş” diye söze girerek devamını getiriyor tekerlemelerle şekerlemelerle ama, bu hikayeye nasıl bir cümle kursam diye düşünürken en iyi dedim kendi kendime, bugünkü amca ve teyzecağızın perişan halleri ile kendimi bir kıyaslayarak gireyim dedim. O baştaki hatırlatma da bundan ibaret.

Efendim, Gebze’den karşıya, Güngören’e, Belki de Bahçelievler’e gitmek üzere önce çarşıya yürüdüm bizim turizm bürosundan, sonra Sırasöğütler otobüsüne binerek tren istasyonuna vardım. Ben vardığımda tren istasyonunda bekleyen iki banliyo treni vardı. Ardından bir de ters istikamete giden ama bu kez arkasından gelecek daha hızlı bir eksprese yol vermek için peron deiştiren bir de Adapazarı ekspresi vardı. Aslında oraya binen yolcuların kaliteleri beni o trene binmeye davet etse de aksi istikamete harcamak üzere kullanacağım zamanım yoktu. Neyse o tren yol almadan ben bineceğim ve peşpeşe duran iki banliyö treninin baştarafına doğru ilerledim. Trenin ilk vagonlarına doğru yürüyordum ki trenin hareket edeceğini ilan eden siren sesi önümdeki ilk kapıdan atlamama neden oldu. İlk kapıdan girip vagonun sağ tarafındaki başındaki boş koltuklardan birine oturdum. Oturduğum koltuğun sağ tarafında cam kenarında elinde bir spor gazetesini ince ince eleyip okuyan bir amca ve karşısında bulunan bir teyze dikkatimi çekti. Dikkati nazarıma sebep olan şey bu yönde giden yolculardan farklı olarak yanlarında bulunan bavullar idi. İki yolculuk bavulunu da yanlarına koymuşlardı. Amcabey bizim gideceğimiz istikamete bakarken, teyzenin sırtı bu istikamete dönüktü. Her zamanki gibi banliyömüz duraklarda duruyor, yolculardan inmel isteyenler iniyor, binecek yolcuları alıyor, yola çıkmadan önce yenilenen kapı otomotik sistemi sayesinde sinyal çaldıktan sonra kapılarını kapatıp yoluna devam ediyordu. Bu otomotik kapı sistemleri uzun yıllar önce yapılması gerekirken şunun şurasında Marmararay çalışmalarına başlamak için kısa bir zamanları kalan trenlere yeni takılıyor. Yıllardır bu kapılardan sarkanlar, kapıların açık kalmasından ve güvenlik görevlileri olmadığından istasyonlarda yolcuları çarpıp kaçanlar, çantaları kaçkaç ederken direnen kadınların sürüklenerek trenin altında can vermeleri yaşandıktan sonra önce trenlere güvenlik personeli yerleştirmekle başladı büyük abiler, şimdi de kapanmadan trenin hareket etmesini engelleyen kapılar. Bunları daha önce yapsaydılar da bunca insanın canları yanmamaydı keşke.. Neyse zararın burasından dönülmüşse de biz bunu kar kabul ediyoruz.

Amcamız ve eşinin valizlerinden başka bir de amcanın elindeki bir spor gazetesi dikkatimi çekti. Bugünlerde Güney Afrika’da oynanan Dünya Futbol Şampiyonasıyla ilgili ve son dönemlerde takımların tatilden fırsat yaptıkları transferleri çarşaf gibi tam boy sergileyen bu sayfalara o kadar dalması yaşı altmışın üstündeki bir amca için garibime gitti. Amcabey gazetesine o kadar dalmıştı ki tren nereye gidiyor, ne oluyor hiç haberi yoktu. Çantamda sürekli taşıdığım bir kitap olurdu benim. Genelde yollarda roman tarzı kitaplar okurum. Son kitabımı on gün önce bitirmiş, çantama okullar açılana dek bir daha kitap almamaya karar vermiştim. Ha, bu okumuyorum anlamına gelmesin evde sık sık okuduğum kitaplarım var. Gece yatmadan önce ve sabah kalkarken yatakta kıvrıla kıvrıla okuduğum romanları bir yana bırakırsak şiir ve deneme okumalarım devam ediyor. Okul yolunda sabah bindiğim Harem-Gebze minibüslerinde şoförlerin yaptıkları tersliklerle uğraşmamak için bir kitaba dalmak daha iyi olur düşüncesiyle yanımda kitap taşıyordum. Ancak şimdi öyle düzenli geziler yapamadığımdan kitapların çantada durması hoş olmazdı. Şimdi de trende canım sıkılıyor, amcanın gazeteyi bırakmasını bekliyordum. O gazete okumayı bırakırsa ben alırım da belkli yolum biraz rahat geçer diye düşünüyordum. Uzun uzun okudukça amca, canım da sıkılıyordu. Tren de şansa çok kalabalık bir zamana denk gelmişti. Vagonlar hınca hınç dolmaya başlamıştı. İlk vagonlar genelde seyrek olur düşüncesiyle ilk vagonlardan birine binmiştim ancak milletin gezme saati olsa gerek ki ilk vagonda neredeyse ayakta yer bulmak zorlaşıyordu. Trendeki boğucu bu yoğunluğa dışardaki kara bulutların kesafeti de eklenince içerde durulmaz bir hal alıyordu vaziyet. Neyse ki amca gazeteyi nihayet bitirip katlamaya başladı. Ben uzanıp izin isteyerek gazeteyi aldım elinden. Bu sefer ben gazeteye dalmıştım ki amcayla teyze arasında fiskoslar başladığından ve amcanın şaşkın şaşkın bakışlarına şahit olamamıştım. Amca sonunda dayanamamış en yakınında oturduğumdan koluma dokunup bana:

-Bakar mısınız beyefendi, biz Adapazarı’na gidecektik ama… deyince yeni bir Ada Ekspresi vakası ile karşı karşıya olduğumu anladım.

– Amcabey biz Haydarpaşa’ya gidiyoruz. Bu Gebze-Haydarpaşa Banliyo treni dedim. Amca pek inanmadı gibi bana sert sert baktı. Sonra elinde tuttuğu bir parça kağıdı biraz daha sıkarak:

-Ya biz Kartal’dan bindik. Adapazarı’na gidiyoruz, diye ısrar etti amcabey.

-Amcabey ben Gebze’de bu trene bindiğim zaman siz burada oturuyordunuz. Tren de hemen hareketle Haydarpaşa’ya gidiyor, dedimse de amca inanmaz bir halde elindeki tuttuğu ve bilet olduğunu anladığım kağdı uzattı. Kağıt Kartal Tren istasyonundan alınmış bir Adaekspresi 11:20 trenine aitti. Bilete bakıca meseleyi anlamıştım.

-Tamam amcabey sizin meselenizi anladım. Siz bileti kestikten sonra istasyona ilk gelen trene bindiniz değil mi? Amca “evet” dercesine kafasını sallayınca ben devam ettim. Anlaşıldı, siz de benim geçenlerde yanlış trene bindiğim gibi Banliyo trenine bindiniz ve Gebze’ye geldiniz. Bu tren yirmi dakikada bir Haydarpaşa’dan yolcularını alır ve Gebze’de durur, yolcularını boşaltır, yeni yolcular alır ve saati gelince tekrar Haydarpaşa’ya geri döner. Siz şimdi Haydarpaşa’ya geri gidiyorsunuz.. Ama ben trene binerken trenin yan yolunda da ada Ekspresi duruyordu. Keşke o zaman sorsaydınız size yardımcı olur ona bindirirdim.

Teyze amcaya;

-Bak ben sana demedim mi ters gidiyoruz diye.. Gazetesine dalıp giden amcabey trenin tersine gittiğini anlayamamış, ancak Kartal’da trene binerken düz giden trenin Gebze’de durup tekrar yola çıkmasıyla geri gittiğini teyze farketmiş ama gazetesine dalan amcanın varlığından da cesaret alarak bunu belli etmemişti. Ancak gazeteden kopan amca da etrafındaki evlere ve Adaekspresi güzergahına göre sık sık gelen istasyonlara dikkat ederken teyze onu uyarmıştı.

Neyse artık olanlar olmuştu. Onları biraz daha geriye doğru götürüp bir ana istasyonda indirmek ve gelecek yeni Adaekspresi’ne vermekten başka çare yoktu. Bizim sesli konuşmalarımıza tanık olan yolcular da tebessüm ve acıyla bize bakarken olgun bir bey;

-Ben size yardımcı olurum amca dedi. Bostancı’da iniyorum ben de.. Orada karşı tarafa geçer yeni trene binersiniz, deyince ben onlara yardım edecek adama baktım. Yüzü insana güven veren bir tipti. Amcayı ve teyzeyi ona emanet ederek Bostancı tren istasyonundan ayrılıyoruz..

Bitti…

Reklamlar

About ramazanbey

Şiir dünyasına uzanan yolda bir yürek savaşçısı
Bu yazı Öykülerim, Günlük içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s