Abdurrahman Adıyan’ın “Üç Noktaya Adanan Sözler”i Üzerine..

ucnoktayadanansozlerSevgili dostum.

Şiir tadındaki denemelerini okudum. Benden düşüncelerimi istersen eğer, şöyle arzedeyim: Kitabın konusunu; iç dünyasının gel-gitlerini kemale erdirmiş birinin hal yansıması olarak görüyorum. Kitap teknik açıdan önsözden sonra iki bölüme ayrılıyor. Birinci bölümde “Aşkın Hallerin’de altmışiki söz zikretmişsin. Altmışiki sancılı gecende yaşadığın yürek acılarını göyaşlarıyla terennüm ediyorsun. Aşk için ölmeye hazırsın bu belli ama başkası o işi çoktan yapmış… Bir şairin dediği gibi: “ben öğretecektim / bir güzele nasıl ölündüğünü / mecnun benden önce ölmeseydi.. “ Sana artık mısralarda, hecelerde ve harflerde ölmek kalıyor. Her eğri büğrü harfin böğrüne giren bir hançer olduğunu üç nokta, üç harf, üç tarifsiz simgenin çağrıştırdığı anlam için nasıl ölünmesi gerektiğini okuyoruz her satırında kitabın.

Kitabın teknilk açıdan ayrılan ikinci bölümünde ise “Sevgi mi, Aşk mı?” diye soruyorsun ve bu soruları bir şair gözüyle uykusuz ve acıyla geçen gecelerin sabahına kadar cevaplarını yazıyorsun belli.

Aslında kitabı öyle fazla uzatmana gerek yoktu. Her sayfasına üç nokta koysaydın biz her şeyi anlamış olurduk. O üç noktanın acısını yüreğinde hissedenler ve nice uykusuz sabahladıkları gecelerde sancı çekenler iyi bilirdi onun ne menem şey olduğunu. Hem hayat bu üç noktadan ibaret değil midir? İşte bu yüzden kitap da üç noktada “üç söz”de bitebilirdi.

Sen de kitabını açıklamalarını yaptığın üç söz ile sürdürüyorsun zaten.

Birinci sözde; “gecenin dörtnalla sabaha koştuğu vakitlerde” farketmişsin herşeyi. Kendini dinlemiş, içinden fırlayan yazma sevdasına direnmiş, diremiş, ancak ne kadar mücadele ettiysen de yenilmişsin. İlkin dehşete kapılmışsın o deşifre etmekten korktuğun ve şifreleyerek üç noktaya dönüştürdüğün aşkın pençelerinden. Damarlarında cevelan eden şeyin aşk olduğunu anlayınca açılmaya başlamış ve “Merhaba ey aşk merhaba!” diye karşılamaya çıkmışsın. Bu aslında senin farkında olmadan bir ateş kuyusuna düştüğünün resmidir. Kendini ele verdiği sözcüklerdir bunlar..

İkinci sözde; evet ikinci sözde özetlenmişsin her şeyi.. Tüm acılar artık burada yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Burada sabaha kadar uykusuz geçen sancılı gecelerin ızdıraplarını bir bir görebiliyoruz. Ateş kuyusuna düşen sözcükler kıvrımlar çizerek feryad ediyor ve kurtuluş çareleri arıyor. Hayatın her alanına sirayet eden aşkı o kuyudan görebiliyoruz. Mevsim bahardır. Yeni doğmuş bir kuzuda, emekleyerek çevresine neşe ve mutluluk dağıtan bir bebekte, yeni işe başlamış elinde çapası ile toprağı eşeleyerek hayat damarlarını fidanlarla genişleten bir bahçıvanda görüyorsun aşkı. Yüreğine yeni giren aşk sende apayrı bir yürek gözü açmış ve herşeyde bitimsiz bir aşkı buluyorsun. O gözlerle bakarken yüreğinden derin sancılar devam ediyor. Kitabın her satırında bu izleri görmemiz işten bile değiil. Bahar mevsimi kâinata tazelik ve can abad ederken senin yüreğinde ne kaleler harap ettiğini görebiliyorum. Sabahları doğuran gecenin bitiminde artık bitâp düşmüştür.

“Bahara ‘merhaba’ deyip yüreklerimizde çiçekler devşirmeyecek miyiz? Aşk muhabbetini o gümüş kafesle ve hâlâ erteleme nöbetlerinde mi tutacağız?” derken acılarının rengini bize gösteriyorsun. Burada artık biten birinin yalvarışlarını ve bir an önce çözüme ulaşma isteklerini görüyoruz. Aşkın elinden çabuk kurtulma çabaların acemiliğini hemen ele veriyor. Çaresiz birinin, okyanusta kaybolan sandaldaki insanın sığındığı kapıya sığınmak nihayet geç de olsa aklına geliyor:

“İlahî! Koskoca kâinatı uyandıran bahar, bizim baharlarımızı ayağa kaldırmaktan aciz mi?”
Burada maşukunun karşılık vermesini, tabiatın kavuştuğu bahar mevsimine benzeterek maşukunun da sana karşılı vermesini isteyeceğine, sitemvari bir tavır takınmanı acıların seni isyan çukuruna itebileceği kaygısı uyandırıyor bende. Aslında isyan yerine sabretmesi lazım ki, kurtuluşa erebilsin. Nitekim: “Zamana andolsun. Muhakkak ki insanoğlu zarardadır. Ancak sabredenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler hariç.” diye buyurmamış mı o acıları ve acılara çareleri veren Yaradan.

Üçüncü sözde; artık nehirleri coşturan, en küçük çayları ve dereleri bile herşeye meydan okuyan azgın dalgalara çeviren sel suları okyanusa ulaşmıştır. Emanet ehline teslim edilmiş, akan sular maverasına kavuşmuştur.

Bu bölümde artık tamamen teslim olmuşsun. Çünkü artık mevsimler kemale ermiş ve meyveler olgunlaşmıştır. Vakit teslimiyet vaktidir. Baharın sel suları okyanusa ulaşarak tamamen dinmiştir ve o enginlerin yanında bir hiç olduğunu anlamışsın. Bu yüzden fazla direnmenin ve etrafımıza zarar vermenin anlamı yoktur. Okyanusa karışmış olsa bile kendisi ile birlikte getirdiği çamurlu sularla bir bölgenin renginin bir müddet bulandıran sel suları misali, senin de düşüncelerinin henüz tam berraklaşmadığını görüyoruz. Çekilen onca sancının kafa karışıklığı yaptığını görmek mümkün: “Aşk kapımızda kul-köle olmaya âmâde kesilmiştir.“ derken, hemen ardından gelen cümlelerde bu haberin doğru olmadığını efendinin sen değil de aşk olduğunu da ilan ediyorsun: “Ayağa kalk ve aşka el pençe dur!” Evet, aşk kapıya yanaşıp içeri girinceye kadar bir kul-köle edası verse de aslında içeri girdikten sonra asıl efendinin o olduğunu göstermiştir ve seni el pence durdurarak kendine köle etmiştir.

Hayatı üç noktada özetlemen, önsözünde anlattığın ve göndermede bulunduğun hikâyede de geçtiği gibi üç nokta izahsız bir şekilde kalıyorken ve bu üç noktaya tüm hayatın sığdırılması münkün iken, bütün kitabı da bu üç sözün açıkladığından ve gerisinin teferruat olduğundan yanayım.

Haşiye:

Dil kurallarına özene, bezene uymaya çalıştığın belli iken büyük harfleri henüz keşfetmediğin kanısındayım.

Reklamlar

About ramazanbey

Şiir dünyasına uzanan yolda bir yürek savaşçısı
Bu yazı Yazılarım içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Abdurrahman Adıyan’ın “Üç Noktaya Adanan Sözler”i Üzerine..

  1. sanalika dedi ki:

    çok güzel bilgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s