İstanbul Üzerine Bir Dosta Mektup

istanbul

Sevgili Dostum,

Bir zamanlar İstanbul , Anadolu’nun saf koynunda yatan bir insan olarak bize bir ütopya idi..

Gelip İstanbul’a ev-bark kuracağımız, hayata karışacağımız aklımıza bile gelmezdi. Ancak hayalleri çok tatlı idi..

Küçükken hep siyah-beyaz filmlerden gördüğümüz o İstanbul’un hayallerini kurardık. İstanbul kadar güzel düşler görüyorduk. Geceleri yatağımızda gözlerimizi kapatınca gözkapaklarımıza inerdi İstanbul.

Yaz geceleri harmanda uyurken gökyüzündeki yıldızlara benzetiyorduk İstanbul’u.. Erişilmesi yıldızlar kadar uzak, ualşılması imkansız bir yerde duruyordu İstanbul.

Bundan yıllar öncesine dayanan bir özlem içimizde göğerirken, meğer kader ağlarımızı İstanbul sokaklarında örmüş. Takılıp kaldık şimdi buralara..

Kalkıp gitsek saf Anadolu bizi bekliyor.

Boynu bükük ve melul bakışlarıyla her an boynumuza atılmaya hazır bir Anadolu…

Bozulmamış, insanları vahşileşmemiş, anasına-babasına kıyan çocukları henüz doğurmamış, sevgilisini kesip çöpe atan çocukları hiç olmamış, bir kuruş menfaat için arkadaşlarını satmamış insanların olduğu o köyler, o fabrika dumanlarıyla zehirlenmemiş dağlarımız bizi bekliyor… O dağlarda, o dağ insanlarında saf ve temiz aşk duruyor hala bilir misin? Hiç bir zaman menfaat üzerine kurulmamış, sevdiği için insana değer veren bir aşk var oralarda. Dünyalığı ellerinin kirleri olan gören insanların yaşadığı hala bir gerçek..

Ama ne muammadır bilinmez İstanbul bırakmıyor bizi..

İstanbul bırakmıyor bizi, ama hala o saf masum insanları da kendine çekmeye devam da ediyor. Ve her geçen gün mengenemsi kollarıyla yapıştıklarını koynuna alıyor ve azar azar eritip yok ediyor.

Başkalaştırıyor İstanbul. O güzelim insanları içine alıp garip bir renge büründürtüyor onları.. Öyle bir renk ki kimse sahiplenmiyor. Anadolu’mun hiçbir rengine uymuyor.

Yani anlayacağın İstanbul kendisi gibi karman çorman yapıyor insanı. Onu doğduğu yerde bile tanınmayacak hale sokuyor. İstanbul’un insan yapım kalıbı çok geniş be dostum..

2001 yılında Taşra Edebiyat Dergisi diye bir dergi çıkarmak için Anadolu’da onlarca arkadaşa mektup yazmıştım. Mektuplarla Anadolu’dan, Taşra’dan dergime ürün ve destek istemiştim. Gelen mektuplar içinde çıkan bir şiir beni çok heyecanlandırmıştı. Bu şiir, Cemil Gürkan‘ın “İstanbul’u Görmek” adlı şiiri idi. Konumuzu o kadar güzel özetliyor ki,

“Ben hiç görmedim İstanbul’u
yollar kuşlar denizler
anlatır anlatır bitiremezler

Ulukışla
doğup büyüdüğüm şehir
bir büyük kışla
tozlu köy yolları
işsiz güçsüz sersefil

Elma lahana satarım
yol boylarında
burdan geçer araçlar İstanbul’a
durdurup sormak isterim
durmaz bir Allah’ın kulu

Ben hiç görmedim İstanbul’u”

İstanbul sevdası kendinden daha uzakta yaşama hakkı vermiyor. Belki izlemişsinizdir, hani “Halka” denen bir film vardı. Filmin kahramanı bir video kaset geçirmişti eline.. O öyle bir kasetti ki, izleyenler mutlaka ölürdü. İşte İstanbul da öyle bir film gibi.. Az-çok yaşayanlar oraya bağlanıp bir daha ayrılamıyor.

Bakalım kader ağları bizi ne zaman boğacak bu derya şehirde. Bu arada yüzme bilmediğimi de belirtmek isterim. Girdaplarında her an boğulmayı bekliyorum.

Yüreğimde alevlenen sevdaya
Deniz gibi yüreğini açtın İstanbul…

Reklamlar

About ramazanbey

Şiir dünyasına uzanan yolda bir yürek savaşçısı
Bu yazı Denemeler, Günlük içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to İstanbul Üzerine Bir Dosta Mektup

  1. Birsen dedi ki:

    İstanbul bir dünya.

    Apayrı bir dünya.

    Herkese hitap eden bir yanı var. Görmesini bilen için apayrı güzellikleri barındırıyor içinde. Ama siteminizde de haklısınız.

    İstanbul başkalaştırıyor insanı.Ama buna da razıyız sanırım.

    Ellerinize yüreğinize sağlık

  2. Derya Yıldız dedi ki:

    Seni düşünüyorum; ilk geldiğim günü hatırladım da insanların koşuşturması, kalabalığı, gürültüsü… Demiştim ki: “Durulmaz, duramam, yaşayamam bu şehirde!” diye. Oysa şimdi aradan uzun zaman geçti. Sor bakalım aynı mı düşünüyorum her şeye rağmen.. Her uzaklaştığımda büyük bir istekle özlüyorum özlüyorum İSTANBUL seni… Ben aramızda kalsın en çok Üsküdar’ını seviyorum.. Sahilinde attığım her adım, içime çektiğim her nefes avutuyor beni. Fazlasıyla unutuyorum hüzünlerimi. Hep mutluyum hep neşeli hergünüm şen… Her semtin ayrı güzel. Her yerin ayrı güzellik. Sanki meyveleri olgunlaşmış heybetli koca bir ağaç gibi.. Buram buram geçmiş, buram buram gelecek kokuyorsun canım İSTANBUL…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s