Ol Kadim Zamanlardan Geçip Gelen Trenler

Sohbetler hoştur. Sohbet yapılan ortam, sohbete dahil olan kişiler ve sohbetin konusu bu hoşluğun derecesini belirlemede etkin rol oynar elbette. Kişi kendini ne kadar sıkarsa sıksın, kötü bir ortamda ve çekilmez biriyle uzun uzun konuşmak istemediği gibi bulunmak da istemez elbette. Bazı sohbetler de vardır ki bitmesini istemediğin halde bitmesi lazım geldiğinden hemen bitiyor.. Bu doğal gerçekleri her gün çevremizden örneklememiz mümkün.

Ben bugün hiç bitmesini istemediğin iki sohbet ve iki ayrılık ortamı yaşadım… İki güzel insan. İki ayrı yürek ve ayrı ayrı güzelliklerle müzeyyen diller.. Aslında bu sohbetlerde insanların cinsiyetinin, ırkının, mezhep ve meşreblerinin hiç önemi olmadığı hemen ortaya çıkıyor… Hem ortak noktalarını oluşturan o kadar çok paydaları oluyor ki anlatılmaz…

meram1.jpg

Trene gelmeden önce sohbetine doyamadığım arkadaştan buruk bir biçimde ayrılıyoruz… Bir takım iş görüşmeleri için ayrılmak durumu hasıl olunca katlanmak zorunluluğuna tahammül ve sabır istemek lazım oldu. Ayrılmadan hemen sonra da yükselen bir pişmanlık dalgası sardı bedenimi…

trenn.jpg

İş sohbetim uzun sürdü. Sohbetin ardından mekanın sıcaklığı yanısıra fazla resmiyetinden kaçarak, zamanı arkama alarak İstanbul’a ters yönde, İstanbul içlerine yöneliyorum. İstanbul’dan bir başka İstanbul’a doğru. Kadıköy’ün, bacalarında yılların ateşini semasında donduran evlerinin sacaklarının altından, Söğütlüçeşme’de bindiğim Meram Ekspresi ile Tanzimat devri romanlarına konu olan İstanbul’un adalarına bakan Bostancı, Suadiye, Sureyyaplajı, Küçükyalı sahillerindeki bir zamanların köşklerine ve yalılarına doğru hızla ilerliyoruz.

Köşkler ve yalılar dedim de efendim, onlar hemen yanıbaşlarından geçen emektar tren yolunu şahit tutarak çoktan veda etmişler bile.. O güzelim ahşap yalıların ve köşklerin yerini maalesef beton yığınları almış bulunmakta.

min.jpg

Peki nasıl oldu bu diye soranlarınız olduğunu duyar gibiyim. Efendim, bu köşkleri, yalıları ve güzelim mekanları denizden ayırdılar ilkin. Belediyeler deniz sahillerini dolgu malzemeleriyle doldurarak bu yapıların denizlere olan komşuluklarını bitirince, başta bu mesken sahipleri ardından güzelim mekanlar buraları terkedip gittiler… Bu civarda halen tektük kalan eserler ve geniş bağlar bunun tanıklığını tek başlarına devam ettirmekteler. Ardından yakılan ve yıkılan tarihsel yapıların yerine estetizmden mahrum beton yığınlarını kondurdular ve içlerine eski Osmanlı asaletlerini ve neşelerini yitirmiş soğuk benizli ve ruhsuz insanlar gelip yerleştiler..

pendik3.jpg

Tren bir çok ara istasyonu geçerek nihayet Pendik istasyonuna geliyoruz.. Pendik İstasyonu son dönemlerde restore edilerek yeni bir çehreyle misafirlerini ağırlamakta. Eski yapılar yerine daha modern çizgiler taşıyan istasyonda inen ve binenlerin trafiği bir hayli fazla.. Bana da bu hareketlilikten düşen pay biletsiz olarak bindiğim koltuktan kalmak düştü elbette. Aslında biletsiz değildim. AKBİL kullanarak istasyona geçmiştim. Banliyö treninini beklerken gelen ilk trene binmiştim. Durumu tren şefine anlattım. Gebze’ye kadar idare etmesini dilemiştim. Bana gülümseyerek ‘tamam’ der gibi yapmıştı.

Yerime gelip talip olan bir aileye koltuğumu devrediyorum. Vagonlardan ilerleyerek bir kaç vagon geçiyorum. İlk vagona doğru ilerleyerek boş bir koltuk bulmayı umit ediyorum. Ancak koltuğun birinde bana bakıp gülümseyen sıcak kanlı bir sima beni kendine çekiyor. Tokalaşıp öpüşmelerden sonra, aynı koltuğu paylaşarak zamanın içinde hızla ilerleyerek sohbet ediyoruz..

Uzun süredir görüşmek isteyip de görüşemediğim bu insanla yanyana oturup tatlı tatlı sohbet ediyoruz. Her güzelliğin sonu olduğu gibi bu güzel insanla bu güzel anların da elbette sonu vardı. Trenlerin sınırlı olan menzillerinde hedeflerine ulaşmayan pek azdır sanırım. Trenlerin varmak istedikleri yerlere ulaştırdığı insanlar gibi ayrılma durumu gelip bizi buluyor.

Gebze istasyonunda bizi birbirimizden ayıran Meram Ekspresi yeni birleşmeleri gerçekleştirmek ve yeni ayrılmalara zemin hazırlamak üzere zamanın karanlık içlerine doğru uzun uzun siren çalarak dalıyor ve son virajı da alarak kıvrım kıvrım yollarda kayboluyor…

Reklamlar

About ramazanbey

Şiir dünyasına uzanan yolda bir yürek savaşçısı
Bu yazı Günlük içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

1 Response to Ol Kadim Zamanlardan Geçip Gelen Trenler

  1. ayşe dedi ki:

    yorumsuz kalmamalı dedim, çok güzel başlamış, devamı da olacak mı

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s