Doğrusun Kabulüm

Toplumumuzun ilerlemesi için gerekli olan şey, doğrularımızda birliktelik sağlamak. Akıl ve mantık çerçevesi içinde gelişebilecek tüm doğruları kabul edebilmektir. Nereden ve kimden gelirse gelsin.

Mutlak doğruya kavuşabilmek için insanlık çok büyük tecrübeler yaşadı. Mutlak doğruyu bulmak henüz herkes ve şey için mümkün olmamışsa da özellikle sosyal yaşantı alanındaki çatışmalar ve ayrılıklar sonucu kanlı çatışmalar ve büyük acılar yaşanmıştır. Ama sonuçta varılan noktada, aslında doğrunun herkesçe kabul görülen şey olduğu ortaya çıkınca geçmişte yaşanan olaylardan esef duyulur.

Günümüzde doğruluğu kendine düstur olarak kabul etmiş erdemli topluluklar sayısı bir elin parmakları sayısınca azdır. Oysa insanoğlunun kurtuluşu ve refahı ancak doğrulukla mümkün olabilecektir. Müspet ilimlerin temelinde doğruluk vardır. Doğru bilgilerle yüklenmiş insanlarda erdemler hep ön planda olur. Aristoteles: ‘‘Bilgi fazilettir ve erdemin dolayısıyla doğru olabilmenin ilk şartıdır.” derken, bilgili insanın ve faziletli insanın doğru insan olduğunu da vurgulamıştır. Bir düşünceye düşman olanların zamanla düşman olduğu düşünceyle barışık olduğunu görmüşsünüzdür. Bu da gösteriyor ki kişi bilmediği şeyler hakkında ön yargılı davranmamalı ve bilgi topladıktan sonra hakkında yorum yapabilmelidir.

Bilgi merkezli medeniyetleriyle kat ettikleri teknolojik ilerlemelerle, bilginin ve doğrunun odağı haline gelindiği zannedilen Batılı medeniyetlerde son günlerde yaşanan olayların aslında bizim fazla yabancı olmadığımız değerler olduğu bizce sevindirici… Müstehcenlik, fuhuş, uyuşturucu, v.s. zararlıların artık yasalarla yasaklanma yoluna gidilmesi, kişi hak ve hürriyetlerine önem verilmesi gibi… gelişmeleri sevindirici buluyoruz. İslam’ın “Doğruluk sapıklıktan tamamen ayrılmıştır.”(Bakara, 2/256) prensibi Batılı âlem için adeta ışık olmuştur. Tüm bu gelişmelere rağmen inançlı kesimlerin, özellikle İslam âlemini elemlere boğan ve toplumsal öfkeyi doğuran bazı provoke olayları da teessüfle karşılarken, Hz. Muhammed’in Taif ziyaretinde kendisine saldıranlar için söylediği: “Bilselerdi yapmazlardı” sözünden bilmediğimiz şeylere düşman olmanın kolaylığı anlaşılıyor.

Demek oluyor ki, Batılı ülkeler doğruya yaklaştıkça bize yaklaşacaklardır. Biz unuttuğumuz değerlerimizi gözümüzü doğrulttuğumuz Batıda bulunca kendi medeniyetimizin bilince varmış olacağız. Ve onlara uyum sağlamada da fazla zorlanmayacağız. Tek yapacağımız şey, doğru olanları paylaşmak, doğruyu araştırmak ve doğruyu söyleyeni takdir etmektir. Kişisel menfaatler ve siyasi emellerimiz için doğruları tersyüz etmemek.

Her ne olursa olsun, doğruya ne kadar koşarsak koşalım. Ona ne kadar sarılırsak sarılalım, her zaman “bay yanlış” birileri olacak. Bizi kendi safına ve yanlışa doğru çekecektir. “Bir yengece, doğru yürümesini asla öğretemezsiniz.” (Aristoteles) Ama önemli olan yengeci doğru yürütmeye çalışmak değil, doğruyu kendimizde tatbik etmek değil mi?

Reklamlar

About ramazanbey

Şiir dünyasına uzanan yolda bir yürek savaşçısı
Bu yazı Yazılarım içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s