Altı yüz yetmiş yedinci yaprak
Gecenin rengi tam bir ağıt rengidir. Ağıt, gelmiş geçmiş trenlerin ardından yakınmadır. Her seferinde kaçırılan ve belki de hiç daha gelmeyecek mesut anların arkasından dizilen loriklerin sesidir ağıt. Ağıt, her seferinde gelip kalbimi zorlayan geçmişin hatıralarının birbir gelip dizildiği anlardır. Karanlık bir elin ıssız yüreğimden parçalar kopardığı anlarda akan yürek acımın rengidir gecenin rengi..
Gece Ağıtları’nı yaktığım, pulsuz mektuplar yazdığım o cinnetvari gecelerimde neredeydin? Kaçıncı yapraktır sen gideli?.. Sayma sayıları yetmez seni yitirilişimin çetelesini tutmak, acılarımın hesabınınsa adını bile anma…
İşte bir yaprak daha düştü ömrümden ve sen yine yoksun! Gözlerim gözlerinden, ellerim ellerinden yoksun..
İşte bir duvar dibinde teslim anını bekleyen sensiz ve yoksun insan..
Her yoksulun her kimsesizin kimsesizine sığınan bir garip adam..