Altı yüz elli dördüncü yaprak

Takvimler ayrılığın acılarını sayamıyor. Rakamlar hasretliğin oranını ölçemiyor. Bu kadar acıya bunca zaman nasıl dayanılır? Nasıl yaşanılır bilmem ama sensiz bu kadar dayanabildim… Varsa hani bir kırık umud içimde ona tutunmuşumdur belki.

Mideme, kafama vurup uçurumun kenarından döndürdü defalarca bu umut. Ama yüreğime vuracağı günler de yakında. Bu yapraklar, tarihin karanlığına gömülecek bu yazılar seni ne kadar ilintiler bilmiyorum. Ne kadar vakıf olacaksın sancılarıma, acımı ne kadar hissedeceksin bilemem. Mektuplarım bu yapraklardan öteye gider mi gitmez mi zaman gösterecek bunu.

Takvim yaprakları içime dökülüyor. Her seferinde bir nehir su götürerek erişemeyeceğim ulu köprülerin altına doğru…