Altı yüz ellinci yaprak

    Sahile vuran bir deniz kabuğuyum. Sürünüp duruyorum kumsalda. Deniz ölü gibi durgun. Deniz almış sanki seni benden. Düşman kesildim denize. Güneş tenimi yakıyor insafsızca sen içimi.. Rüzgârlar ürkekçe geziniyor saçlarımda. Saçlarım ellerinden yoksun ya inadına direniyor.

    Sahile vuran bir denizyıldızıyım. Bir el bekliyorum alıp hayata, suya fırlatacak. Bir deniz tutkunu bekliyorum. Lakin yürek sahillerim terkedilmiş, ıssız bir koydayım. Martıların da terkedip gittikleri bir sahil…

    Dalgalara anlatıyorum içimi.. Ben dalgalara açılıyorum. Dalgalar bana açılıyor… Birbirimizi iyi anlıyoruz. O ıssız deniz, ben yalnız adam. Birbirimizi tamamlıyoruz. Ben ve deniz..

    Dalgalar benimle dalga geçiyor. Behey avare adam. Yırtınıp durma öyle.. Kaç yaprak düştü takvimden biliyor musun? Kaç koçan yitip gitti.. Köprülerin altından nice kirli sular akıp gitti.. Her düşen yaprağa ağlama artık. Çırpınma beyhude yere. Her batan güneşe sitem etme. Enginler yuttu, bitirdi o güneşi. Bu sahilden ayrılalı son gemi yıllar oldu. Geri gelir mi sanırsın giden gemiler. Ben de yitirdim senin gibi herşeyimi artık gel otur ağlayıp duralım.. Tek yapacağın şey faydasız dövünmektir biliyorsun. Ama artık bir kum tanesi kadar değmez feryad ü figanın!