Gönderen: ramazanbey | Aralık 4, 2009

Uykusu Kaçanlar

Özellikle akşam yemeğinde bazı yiyecekler tüketerek gece boyunca deliksiz bir uyku çekebilirsiniz. İşte Foxnews’te yayınlanan haberde, uyumanıza yardımcı olan 10 yiyecek:

Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Eylül 26, 2009

Sakızağacı Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi

sakizagaciHepinizin yolu bir Sakızağacı’nın gece ve gündüz demeden sessizce bekçiliğini yaptığı bir yoldan geçmiştir. Arabanızla, yürüyerek, bir gündüz vakti, ya da gecenin karanlığında yanından geçerken onun azametle göğe yükselen başının üstündeki hilalden veya tek tük görülen yıldızları belki rehber edinmişsinizdir. Çoğu kez hemen yanıbaşınızda duran o bekçiyi farketmemişsinizdir belki de. Ama asırlardan beridir varolan bu azamet önceleri gövdesinden akıttığı sütten damla sakızı olmuştur damaklarınızda ve güzelim tatlılarınızda.. Gölgesinde oturup doğayla başbaşa kalmışızdir. Bir deniz kenarında ciyak ciyak martı sesleriyle dalga seslerini dinlerken mest olmuşuzdur.. Nihayet damaklarımızdaki o damla sakızı tadı bir dergi ile taclanmış artık duygularımıza ve düşüncelerimize akıtacaktır o öz suyunu.

Sahipliğini Toplumsal Eğitim ve Etik Gelişim Derneği (TEVEG)’nin, yönetmenliğini Ramazan Seydaoğlu’nun yaptığı ve yayın kurulunda Samiha İkbal, Hüseyin Saraç, Hayrettin Taylan, Hakan Erkaya, Suat Uçak, Faruk Avcı ve İsmail Keleş’in bulunduğu SAKIZAĞACI KÜLTÜR SANAT VE EDEBİYAT DERGİSİ çıktı. Hazan mevsiminde bir bahar kardeleni gibi yayına başlayan asırlık bir ağaçtan adını alan bu dergininin yayın periyodu aylık.

Dergide Medeniyetimizde Kapı konusu irdelenmeye çalışılmış ve bu anlamda Ayasofya Müzesi Müdürü Doç. Dr. Haluk Dursun ile bir söyleşi ile birlikte Ramazan Seydaoğlu’nun Gebze’ye dair sorunların çözümlerine yönelik net önerilerin yanısıra, İsmail Keleş ve Hakan Erkaya’nın şehir ve sanat konusunda yerel yönetimlere gönderimlerde bulunan yazılar da diğer dikkat çekici yazılar. Derginin bu sayısında eserleri diğer isimler ise şunlardır: Samiha İkbal, Hayrettin Taylan, Neriman Akgül, Süleyman Faruk Göncüoğlu, Nilgün Aras, Bedran Yoldaş, Turgay Çimen, Ahmet Yılmazefe, Fatih Söğüt, Elif Karacan, Himmet Karataş, Nazlı Nur Yılmaz, Aşkın T. Yıldırım, Suat Uçak, Nevzat Akyar, Sergü Vural, Kerem Kayar, Güven Baltık, Deniz Bayazıt Bilgin, Murat Soyak, Tuncay Yıldızhan ve Emine Ulu.

Dergi ile yazışmak isteyenler Ramazan SEYDAOĞLU PK 162 41400-GEBZE adresini kullanabilir veya ramazanseydaoglu@hotmail.com e-mailine yazabilirler.

Gönderen: ramazanbey | Eylül 13, 2009

Bir Fıkra..

HERKES KENDİ İŞİNİ YAPIYORMUŞ..

Temel, Dursun ve Hasan ağaç dikmekle görevlendirilir.

Temel çukur kazıyor, Hasan fidanı dikiyor, Dursun da çukuru toprakla dolduruyormuş.
Birgün Hasan hastalanıp gelmeyince; Temel ile Dursun işlerine devam etmişler..

Temel yine çukuru kazıyor, Dursun ise toprak dolduruyormuş.

Görenlerden biri demiş ki:

-Yahu biriniz çukuru kazıyor, diğeriniz tekrar dolduruyor. Fidan nerde?

Şöyle cevaplamışlar:

-O Hasan’ın işi, Hasan hasatalandı da, biz işimize devam ediyoruz.

ucnoktayadanansozlerSevgili dostum.

Şiir tadındaki denemelerini okudum. Benden düşüncelerimi istersen eğer, şöyle arzedeyim: Kitabın konusunu; iç dünyasının gel-gitlerini kemale erdirmiş birinin hal yansıması olarak görüyorum. Kitap teknik açıdan önsözden sonra iki bölüme ayrılıyor. Birinci bölümde “Aşkın Hallerin’de altmışiki söz zikretmişsin. Altmışiki sancılı gecende yaşadığın yürek acılarını göyaşlarıyla terennüm ediyorsun. Aşk için ölmeye hazırsın bu belli ama başkası o işi çoktan yapmış… Bir şairin dediği gibi: “ben öğretecektim / bir güzele nasıl ölündüğünü / mecnun benden önce ölmeseydi.. “ Sana artık mısralarda, hecelerde ve harflerde ölmek kalıyor. Her eğri büğrü harfin böğrüne giren bir hançer olduğunu üç nokta, üç harf, üç tarifsiz simgenin çağrıştırdığı anlam için nasıl ölünmesi gerektiğini okuyoruz her satırında kitabın.
Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Ağustos 8, 2009

İstanbul Üzerine Bir Dosta Mektup

istanbul

Sevgili Dostum,

Bir zamanlar İstanbul , Anadolu’nun saf koynunda yatan bir insan olarak bize bir ütopya idi..

Gelip İstanbul’a ev-bark kuracağımız, hayata karışacağımız aklımıza bile gelmezdi. Ancak hayalleri çok tatlı idi..

Küçükken hep siyah-beyaz filmlerden gördüğümüz o İstanbul’un hayallerini kurardık. İstanbul kadar güzel düşler görüyorduk. Geceleri yatağımızda gözlerimizi kapatınca gözkapaklarımıza inerdi İstanbul.

Yaz geceleri harmanda uyurken gökyüzündeki yıldızlara benzetiyorduk İstanbul’u.. Erişilmesi yıldızlar kadar uzak, ualşılması imkansız bir yerde duruyordu İstanbul.

Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Temmuz 9, 2009

İki Kere Dört

1

Ya gözlerin yoksa
bıraktığım o perçem altında
solmuşsa dudakların
yaşamaktan korkan biri olacam

2
yangınlardan geçirdik sabrımızı
alevlerde bırakıp yüreğimizi
kıvrandık uykusuz sabahlara
günü alnımızda doğurduk

Gönderen: ramazanbey | Haziran 28, 2009

Yasal haklarınızdan haberdar mısınız?

ALLAH KİMSENİZİ DÜŞÜRMESİN AMA BAZI HAKLARDAN HABER OLMAK GEREKİR DİYE DÜŞÜNEREK SİZİNLE OKUDUĞUM BİR YAZIYI PAYLAŞMAK İSTERİM :

ADALETAnayasa’mızda yer alan, ‘Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yapılamaz.’ hükmü ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK), insan haklarını ön planda tutan düzenlemelerin uygulamaya konulmasını sağladı.

Yapılan düzenlemelere göre, herkes, özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip.

Kolluk kuvvetleri suç ve suçluları önlerken kanun dışına çıkamaz, insan haklarını çiğneyemez. Buna rağmen zaman zaman hak ihlallerine şahit olmuyor da değiliz. Bu tür üzücü olayların yaşanmaması için herkesin haklarından haberdar olması ve duyarlı davranması şart. Ancak bu şekilde kanunsuzlukların önüne geçebiliriz. Kanunlarda, hiç kimse işkence yapılamayacağı, onur kırıcı bir muameleye tabi tutulamayacağı açıkça yer alıyor. Herkesin özel hayatına ve aile mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Mayıs 25, 2009

Gebze’de Yeni Bir İmaj İçin Operasyon Denemeleri

KONU HALEN YAZIMI DEVAM ETTİĞİNDEN YAYINDAN KALDIRILMIŞTIR…
PEK YAKINDA GAZETEDEKİ KÖŞEMDE YAYINLANAN BÖLÜMLERİ BURADA OKUYABİLECEKSİNİZ..

Ziyaretiniz için teşekkürler… Lütfen Yorum kısmına kayıt olmadan görüş vr düşüncelerinizi benimle paylaşın…
Saygılar…

Gönderen: ramazanbey | Mayıs 19, 2009

TEVEG

2005 yılında birkaç öğretmen arkadaşı da yanıma alarak kurmuştuk TEVEG’i.. Kısa adı Anadolu’da üzüm asmasına verilen ad olan teveg kelimesini andırdığından biz hemen hayaller kurmaya başlamış, derneğimizin bir üzüm asması gibi tüm yurdu sardığını ve ardından dallarımızın Avrupa içlerine kadar sızdığını hayal ediyor ve rüyalarını görüyorduk. Ama acımasız hayat bizim hesaplarımızı suya düşürdü. Bırakın tüm ülkeyi saran bir ağı da, kendi içinde bile yapılanmasını tamamlayamadığından birkaç kez kapanma noktasına geldik. Her seferinde de Dernekler Müdürlüğündeki dostlarım bir derneğin ve hele hele “Toplumsal Eğitim ve Etik Gelişim Derneği” adındaki bir sivil toplum kuruluşunun kapanmasına razı olmamışlardı. İyi ki de olmamışlar çünkü geçmişte bir eylem gerçekleştirmemiş bir dernek olan TEVEG şu yakınlarda tekrar canlanma çabalarıyla yine hayaller kurmaya başladı. Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Mayıs 11, 2009

GEBZE – HAREM MİNİBÜSLERİ Mİ SAKARYA EKSPRESİ Mİ?

Başlıkta bahsi geçen iki toplu taşıma aracı arasına bir bağ kurabileniniz var mı? Gebze-Harem minibüsleri ile Sakarya Ekspresi arasındaki ilişkiyi “kelalaka” olarak kabul edenler, benim hikayemi okuyunca nasıl bir ilgi olduğunu anlayabileceklerdir. Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Nisan 4, 2009

Hayır mı, Şer mi?

Cuma günü birlikte bir Kadıköy seferi düzenlediğimiz H.T.’nin bende kalan kamerasını verip geçmek için Gebze’de seçimden önce yayına başlayan haftalık M…… adlı tamamen renkli bir yerel gazetenin yeni ofisinin sokağındayken H’nın ısrarlarına dayanamayarak, menüsküs olduğunu tahmin ettiğim diz ağrılarıma rağmen, dik ve dar merdivenleri çıkmak zorunda kalmıştık Yusuf Kahraman Hoca ile birlikte… İçeri girip oturmadan bir selam vermeyi düşünmüştük sadece. Hesapta oturma ve çay içme bile yokken ısrarla önce ön salona daha sonra gazetenin Genel Yayın Koordinatörü İsmail Bey’in ısrarı ile yan taraftaki küçük bir odaya alındık. Çay, su… derken işler uzadı… Gelmişken eski dostları da odaya davet ettik. Nurullah ile baş başa hemhal olduk. Menüsküs sızılarına rağmen odaya çıkmamızın bir hikmeti varmış meğer, mahalli de olsa bir gazetede bir köşeye sahip olmak nasipmiş… Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Şubat 28, 2009

Utancın Diğer adı 28 Şubat

***********************************************
28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997′de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreç ilgili ansiklopedik bilgiler ve bu sürece kadar yaşanan olaylara dair dökümantasyon bilgileri>>>

Neydi o!.

12 Eylül’den sonra en sistemli ve gelişmiş, postmodern bir darbe…
Belki kan gövdeyi götürmemişti, belki çocuk insanlar ipte alanen sallandırılmamıştı ama, milyonlarca gencin gelecekleri karanlıklara boğulmuştu.
Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Aralık 30, 2008

Ç A Ğ R I

yazinEDEBİYAT SEVEN DOSTLAR..

İÇİNDE BİRİKMİŞ DUYGULARINI KALEME DÖKENLER…
DÜNYANIN DERTLERİYLE DERTLENENLER… DERTLERİNİ, ACILARINI, SEVİNÇLERİNİ PAYLAŞMAYI SEVENLER…
YAZANLAR, ÇİZENLER…
HAYATINA KALEMLE YÖN VERENLER..
KALEMİN GÜCÜNE İNANANLAR…
EDEBİYAT ORTAMI ARAYANLAR…
YAZININ VE HARFLERİN KURTARICILIĞINA İNANANLAR…

GELİN… OLUŞUMUMUZA KATILIN…

KENDİ İSMİNİZLE, RESMİNİZLE, KALEMİNİZLE, YAZINIZLA, HER TÜRLÜ GÜCÜNÜZLE YANIMIZDA YER ALIN…

EDEBİYAT DERGİMİZİ VE ARDINDAN NİTELİKLİ KİTAPLARIMIZI ÇIKARACAK YAYINEVİMİZİ DE KURALIM.. SİZİ TÜM OKURLARINIZA ULAŞTIRALIM.. TÜRKİYE’NİN HER YERİNDEN EDEBİ KOOPERATİF ŞEKLİNDE YAPACAĞIMIZ BU OLUŞUMA TÜM EDEBİYAT DOSTLARINI BEKLİYORUZ.

GÜÇLENELİM… YAYIN AĞIMIZI SİZİN SESİNİZ SOLUĞUNUZ VE GÜCÜNÜZ YAPALIM…

HEP BİRLİKTE GÜZEL GÜNLER İÇİN LÜTFEN İRTİBAT TELEFONLARINDAN VE EMAİLDEN ULAŞIN BİZE ÖNERİLERİNİZİ YAPIN..

Gönderen: ramazanbey | Aralık 27, 2008

Elleriniz Kurusun Ey İsrail…

İSRAİLLİ ASKERLERİN GİYDİKLERİ T-ŞÖRTLERİN ARKASINDA İNSANIN KANINI DONDURAN VE BİR O KADAR DA KIŞKIRTAN TAHRİK EDEN SLOGANLAR VAR İBRETLE OKUYUN VE İSRAİL MALLARI ALMAYA DEVAM EDİN>>>

“İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında ölenlerin sayısı 155′e çıktı. Hamas radyosu, saldırılarda en az 155 kişinin öldüğünü, 200′den fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Ölenlerin çoğunu Gazze’de ve bu kentin kuzeyinde yaşayanların oluşturduğu bildirildi. ”

Bakıyoruz da ajnaslardan geçen kare kare fotoğraflara kanımız kuruyor… Ağzımızda tükürük çekiliyor. Lanetimiz ayyuka çıkıyor.. Sana bir şey desem, o şeyi mevlam gerçekleştirse hemen kahrolacaksın, kanını akıttığın o masum insanlar için hemen yerin dibine gireceksin İsrail..

Ellerin kurusun Ey İsrail !..

O mazlumlara atılan bombaların tetiğini çeken pilotunun elleri kurusun..

“Vurun” emrini imzalayan yöneticinizin elleri kurusun…

Kurusun vicdanınız ey insanlık…
Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Kasım 20, 2008

Toplumsal Huzuru Sağlamanın Yolu

Tahtlar, saltanatlar, krallıklar, hükümetler ve insanların kurdukları başka ne isimle olursa olsun tüm makamlar ve mevkiler gelip geçicidir. Baki olan şairin dediği gibi “Bu kubbede bir hoş sadadır.”
Bu dünyadan göçüp gitmeden bir hoş seda bırakmak için fazla bir çaba sarf etmek icap etmez. Yapmamız gereken tek şey; insan olup, insanlığın gereğini yerine getirmektir. Yeryüzünde bozgunculuk yapmak yerine, bu arzda kalacağımız kısa bir süre içinde herkese hoş gelebilecek olan erdemlere uğraşmak ve o erdemler üzerinde çekip gitmek yeterli olacaktır. Bu erdemler de o kadar zor ve yapılması güç ve başa bela şeyler değil… Ama nedense birçoğumuz bu zevkli ve hoş şeyleri yapmaktansa hamasi duygularla hareket edip yıkmaktan ve kan akıtmaktan ileri gitmeyen işler ve davranışlar içine giriyoruz. Şimdi biraz fikir eksersizi yaparak, kan gövdeyi götürmeden nasıl bir huzur içinde yaşabileceğimizi yorumlamaya ve bazı tespitleri yapmaya çalışalım.
Herkesle şu konuda mutabık kalmamız gerekiyor önce… Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Ekim 29, 2008

Kutsal Aşk Acısı

Sonsuz bir aşkı sorunsuz yaşamak mümkün olmadığından insanlar aşklarında hep acı duyar-lar. Acıdır aşkı kutsal kılan erdem. Aşkı çekici kılan gizem de o acı değil midir? Acısız aşklar ölüme mahkûmdur. Matlubunuza olan aşkınızın samimiyeti, onun uğruna çekeceğiniz acının oranı ile ilintilidir. Çok acı çekeceğinizi bildiniz halde ona tevessül ederseniz sizin aşk deryasından bir nebze olsun payınız var demektir. Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Ekim 24, 2008

Nerde O eski Dergibi’ler

www.dergibi.com’un 10. yılı üzerine

Melih Bayram Dede’nin on yaşına gelen Dergibi üzerine yazdığı yazıda geçmiş Dergibi editörleri sıralanırken adı geçen rahmetli dostum Nusret Özcan ağabey için bir fatiha yolluyorum.

Dergibi’nin zikzaklı bir on yıllık geçmişi içinde benim de dergi tanıtım ve eleştirileri ile bir zamanlar az da (yaklaşık iki yıl) olsa katkılarım olmuştu. Bu süre içinde Genel Yayın Yönetmenimiz ve elektronik yayın sahibi sevgili Melih Bayram Dede ile bir çok proje girişimlerimiz olmuştu. Burada zikredilmeye değer bulduğum; bir Dergibi ailesi için çaylı ve simitli bir buluşmamız vardı ki, bence Dergibi’nin sadece sanal bir aile olmadığını göstermek açısından önemli idi. Gebze’den Melih ile birlikte Türkerler Ekmek Fırını’ndan yüklendiğimiz taze çıtır simitlerle sabah erkenden yola çıkıp, soluğu TYB İstanbul Şubesinin hizmetlerini sürdürdüğü Kızlarağası Medresesi’nde almıştık. Bir çok gönüldaşımızla birlikte orada Dergi editörleri de bulunmuş ve Dergibi ile ilgili bir sunumdan sonra editörlerin durum değerlendirmelerini de alarak o günü verimli bir şekilde bitirmiştik.
Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Eylül 14, 2008

Sınav Teri

Bu soruyu mutlaka cevaplamalıydı. Kendisi için çok önemli bir şeydi bu. Tüm soruları doğru çözdüğüne inanıyordu. Bu soruyu da doğru cevaplarsa sınavda birinci olacak gibi bir his kaplamıştı içini.. Yanlış cevaplarsa belki de sınavı kaybedecekti. Aslında tüm sorulara bu titizlikle cevap vermişti. Ancak bu soru, bu soru çok kurcalıyordu kafasını. Seçenekler arasında gidip geldi şöyle… A,B,C,D,E.. Harfler birer balyoz gibi olmuş, beyninde zonklanıp duruyordu. Döndü dolaştı seçenekler etrafında. Seçenekler üzerinde tahminler yürütebilecek halde de değildi.

Tık tık tık… Kafatasının içinde zonklayıp duruyordu cümleler, birer karadelik oluyordu sözcükler.. Yutulmak üzereydi. Kafasını masaya koydu. Uzun ve siyah saçları sınav kitapçığının üzerine yayıldı. Gözlerini kapattı. Beynin içine hücum eden düşüncelerini kovdu. Tertemiz olmuştu şimdi her şey. Sınav salonunda olduğunu hatırladı birden. Diğer sınava girenlerin dikkatlerini çekmemek ve belki de kötü olmalarına sebebiyet vermemek için başını kaldırdı masadan.
Tamamını Okuyun…

Gönderen: ramazanbey | Ağustos 16, 2008

Yazmak …

Yazı yazmak herşeyden önce bir sanattır. İlk insandan bu yana yazabilenler ve çizebilenler kendilerini daha rahat ifade edebilmişlerdir. Bu maharetlerden yoksun olanlar da kendilerini ifade etmek için vücut dillerini kullanırlar. Kavgalar ve can yakıcı haller bundan kaynaklanıyor. Yazabilsek ve okuyabilsek mesele kalmaz.

Devam edecek >>>

Gönderen: ramazanbey | Ağustos 10, 2008

Uğursuz Bir Gün: SıfırSekiz.SıfırSekiz.SıfırSekiz

Birçok batıl inancımıza, sadece estetik olarak sayıların yan yana gelmesinden oluşan takvim rakamları da eklendi: 08.08.08. Geçen yıl da 07.07.07 çılgınlığını yaşamıştık. Bu uyumluluk gelecek yıl, 09.09.09 tarihinde de yaşanacak. Doğrusu sayı itibariyle mükemmel bir simetri oluşturuyorlar.. Bu cazip tarihte özel günlerini denk getirmek isteyenler hummalı bir yarış içine girdiler.. Türkiye’de de binlerce kişi bugün evlenmek için aylarca önceden rezerveler yaptırmış…

Özellikle Çinliler şu sıfır sekiz olayını çok önemsiyorlarmış. Tamamen rastlantısal mı yoksa bilerek ve kurgulayarak mı bilmem, 2008 olimpiyat oyunları da Çin’e verilmiş ve bu oyunlar da Sıfır Sekiz. Sıfır Sekiz. Sıfır Sekiz günü saat Sıfır Sekiz’de başlatılmış oluyor. 8 rakamının simetrik olarak iki tane yuvarlak karakterden oluşması ve kalemle 8 rakamının üzerinden geçerken neresinden başlarsanız başlayın aynı noktaya gelmeniz büyük bir güç simgesi imiş. Bu nedenle Çinliler 8’li rakamlara sempati duyuyorlarmış. Çinlilerde gerçekten böyle bir inanış var mı yok mu bilmiyorum. Medyaya yansıyanlar bunlar…

Ancak bir uğur getireceği falan yok. Tam aksine bu sayı kimileri için felaket tarihi de olabilir…
Tamamını Okuyun…

Eski Gönderiler »

Kategoriler