Yasal haklarınızdan haberdar mısınız?

Haziran 28, 2009

ALLAH KİMSENİZİ DÜŞÜRMESİN AMA BAZI HAKLARDAN HABER OLMAK GEREKİR DİYE DÜŞÜNEREK SİZİNLE OKUDUĞUM BİR YAZIYI PAYLAŞMAK İSTERİM :

ADALETAnayasa’mızda yer alan, ‘Kişiler arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, özürlülük, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım yapılamaz.’ hükmü ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK), insan haklarını ön planda tutan düzenlemelerin uygulamaya konulmasını sağladı.

Yapılan düzenlemelere göre, herkes, özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesini isteme hakkına sahip.

Kolluk kuvvetleri suç ve suçluları önlerken kanun dışına çıkamaz, insan haklarını çiğneyemez. Buna rağmen zaman zaman hak ihlallerine şahit olmuyor da değiliz. Bu tür üzücü olayların yaşanmaması için herkesin haklarından haberdar olması ve duyarlı davranması şart. Ancak bu şekilde kanunsuzlukların önüne geçebiliriz. Kanunlarda, hiç kimse işkence yapılamayacağı, onur kırıcı bir muameleye tabi tutulamayacağı açıkça yer alıyor. Herkesin özel hayatına ve aile mahremiyetine saygı gösterilmesi esastır. Yazının devamını oku »


Gebze’de Yeni Bir İmaj İçin Operasyon Denemeleri

Mayıs 25, 2009

KONU HALEN YAZIMI DEVAM ETTİĞİNDEN YAYINDAN KALDIRILMIŞTIR…
PEK YAKINDA GAZETEDEKİ KÖŞEMDE YAYINLANAN BÖLÜMLERİ BURADA OKUYABİLECEKSİNİZ..

Ziyaretiniz için teşekkürler… Lütfen Yorum kısmına kayıt olmadan görüş vr düşüncelerinizi benimle paylaşın…
Saygılar…


TEVEG

Mayıs 19, 2009

2005 yılında birkaç öğretmen arkadaşı da yanıma alarak kurmuştuk TEVEG’i.. Kısa adı Anadolu’da üzüm asmasına verilen ad olan teveg kelimesini andırdığından biz hemen hayaller kurmaya başlamış, derneğimizin bir üzüm asması gibi tüm yurdu sardığını ve ardından dallarımızın Avrupa içlerine kadar sızdığını hayal ediyor ve rüyalarını görüyorduk. Ama acımasız hayat bizim hesaplarımızı suya düşürdü. Bırakın tüm ülkeyi saran bir ağı da, kendi içinde bile yapılanmasını tamamlayamadığından birkaç kez kapanma noktasına geldik. Her seferinde de Dernekler Müdürlüğündeki dostlarım bir derneğin ve hele hele “Toplumsal Eğitim ve Etik Gelişim Derneği” adındaki bir sivil toplum kuruluşunun kapanmasına razı olmamışlardı. İyi ki de olmamışlar çünkü geçmişte bir eylem gerçekleştirmemiş bir dernek olan TEVEG şu yakınlarda tekrar canlanma çabalarıyla yine hayaller kurmaya başladı. Yazının devamını oku »


GEBZE – HAREM MİNİBÜSLERİ Mİ SAKARYA EKSPRESİ Mİ?

Mayıs 11, 2009

Başlıkta bahsi geçen iki toplu taşıma aracı arasına bir bağ kurabileniniz var mı? Gebze-Harem minibüsleri ile Sakarya Ekspresi arasındaki ilişkiyi “kelalaka” olarak kabul edenler, benim hikayemi okuyunca nasıl bir ilgi olduğunu anlayabileceklerdir. Yazının devamını oku »


Hayır mı, Şer mi?

Nisan 4, 2009

Cuma günü birlikte bir Kadıköy seferi düzenlediğimiz eski ve kadim dostlarımdan Hicabî Türkoğlu’nun bende kalan kamerasını verip geçmek için Gebze’de seçimden önce yayına başlayan haftalık MEDYATİK adlı tamamen renkli bir yerel gazetenin yeni ofisinin sokağındayken Hicabî’nın ısrarlarına dayanamayarak, menüsküs olduğunu tahmin ettiğim diz ağrılarıma rağmen, dik ve dar merdivenleri çıkmak zorunda kalmıştık Yusuf Kahraman Hoca ile birlikte… İçeri girip oturmadan bir selam vermeyi düşünmüştük sadece. Hesapta oturma ve çay içme bile yokken ısrarla önce ön salona daha sonra gazetenin Genel Yayın Koordinatörü İsmail Bey’in ısrarı ile yan taraftaki küçük bir odaya alındık. Çay, su… derken işler uzadı… Gelmişken eski dostları da odaya davet ettik. Nurullah ile baş başa hemhal olduk. Menüsküs sızılarına rağmen odaya çıkmamızın bir hikmeti varmış meğer, mahalli de olsa bir gazetede bir köşeye sahip olmak nasipmiş… Yazının devamını oku »


Utancın Diğer adı 28 Şubat

Şubat 28, 2009

***********************************************
28 Şubat süreci, 28 Şubat 1997′de yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı sonucu açıklanan kararlarla başlayan ve irticaya karşı olduğu iddia edilen, ordu ve bürokrasi merkezli süreç ilgili ansiklopedik bilgiler ve bu sürece kadar yaşanan olaylara dair dökümantasyon bilgileri>>>

Neydi o!.

12 Eylül’den sonra en sistemli ve gelişmiş, postmodern bir darbe…
Belki kan gövdeyi götürmemişti, belki çocuk insanlar ipte alanen sallandırılmamıştı ama, milyonlarca gencin gelecekleri karanlıklara boğulmuştu.
Yazının devamını oku »


Ç A Ğ R I

Aralık 30, 2008

yazinEDEBİYAT SEVEN DOSTLAR..

İÇİNDE BİRİKMİŞ DUYGULARINI KALEME DÖKENLER…
DÜNYANIN DERTLERİYLE DERTLENENLER… DERTLERİNİ, ACILARINI, SEVİNÇLERİNİ PAYLAŞMAYI SEVENLER…
YAZANLAR, ÇİZENLER…
HAYATINA KALEMLE YÖN VERENLER..
KALEMİN GÜCÜNE İNANANLAR…
EDEBİYAT ORTAMI ARAYANLAR…
YAZININ VE HARFLERİN KURTARICILIĞINA İNANANLAR…

GELİN… OLUŞUMUMUZA KATILIN…

KENDİ İSMİNİZLE, RESMİNİZLE, KALEMİNİZLE, YAZINIZLA, HER TÜRLÜ GÜCÜNÜZLE YANIMIZDA YER ALIN…

EDEBİYAT DERGİMİZİ VE ARDINDAN NİTELİKLİ KİTAPLARIMIZI ÇIKARACAK YAYINEVİMİZİ DE KURALIM.. SİZİ TÜM OKURLARINIZA ULAŞTIRALIM.. TÜRKİYE’NİN HER YERİNDEN EDEBİ KOOPERATİF ŞEKLİNDE YAPACAĞIMIZ BU OLUŞUMA TÜM EDEBİYAT DOSTLARINI BEKLİYORUZ.

GÜÇLENELİM… YAYIN AĞIMIZI SİZİN SESİNİZ SOLUĞUNUZ VE GÜCÜNÜZ YAPALIM…

HEP BİRLİKTE GÜZEL GÜNLER İÇİN LÜTFEN İRTİBAT TELEFONLARINDAN VE EMAİLDEN ULAŞIN BİZE ÖNERİLERİNİZİ YAPIN..


Elleriniz Kurusun Ey İsrail…

Aralık 27, 2008

İSRAİLLİ ASKERLERİN GİYDİKLERİ T-ŞÖRTLERİN ARKASINDA İNSANIN KANINI DONDURAN VE BİR O KADAR DA KIŞKIRTAN TAHRİK EDEN SLOGANLAR VAR İBRETLE OKUYUN VE İSRAİL MALLARI ALMAYA DEVAM EDİN>>>

“İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği hava saldırılarında ölenlerin sayısı 155′e çıktı. Hamas radyosu, saldırılarda en az 155 kişinin öldüğünü, 200′den fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Ölenlerin çoğunu Gazze’de ve bu kentin kuzeyinde yaşayanların oluşturduğu bildirildi. ”

Bakıyoruz da ajnaslardan geçen kare kare fotoğraflara kanımız kuruyor… Ağzımızda tükürük çekiliyor. Lanetimiz ayyuka çıkıyor.. Sana bir şey desem, o şeyi mevlam gerçekleştirse hemen kahrolacaksın, kanını akıttığın o masum insanlar için hemen yerin dibine gireceksin İsrail..

Ellerin kurusun Ey İsrail !..

O mazlumlara atılan bombaların tetiğini çeken pilotunun elleri kurusun..

“Vurun” emrini imzalayan yöneticinizin elleri kurusun…

Kurusun vicdanınız ey insanlık…

Susmak ve televizyonlardaki şiddet görüntülerini çocuklarınızdan uzak tutmak için kumandanızla Tv kanalını değiştiren elleriniz kurusun ey anneler babalar… Bilerek İsrail malları satın alan ve kullanan, ona para akıtan, onu yaşatan, İsrail mallarını müslümanların piyasasına yayan para babaları, keseniz kurusun!…

“Zalimler için Yaşasın Cehennem…”

LÜTFEN BU RESİMLERDEKİ ŞİDDETİ İZLERKEN SİZ DE KENDİNİZCE BİR TEPKİ EYLEMİ GERÇEKLEŞTİRİN… EN AZINDAN BİR COCA COLA VEYA MARLBORO ALMAYIN…

**************
SON DURUM
**************
Son durumun vehametini görüyorsunuz…
Okullar, camiler, çarşı-pazar yekpare GAZZE ateş altında.. Ölen ve yaralananları sayabilrseniz sayın. Dünyanın her yanından ve Türkiye’den protesto sesleri yetmiyor… Acilen bir şeyler yapmak lazım ama ne? Bizi aşan çözüm önerileri karşısında göbekten bağlı yöneticilerimiz suskun.. Biz halk ne yapabiliriz peki.. Elbette meydanlara çıkmak ve BOYKOT… Evet, halk olarak İsrail mallarına ve onlara para aktaran kaynaklara boykot getirebiliriz… İşte size bir kaç marka… Bu markalara baktığımızda İsrailiyatın ne kadar içimize sindiğini görüyor ve ürperiyoruz…

israilmallari


***************************
TARİHSEL BİR NOT
***************************

Okul okurken de tarih derslerini severdim. Tarihte yaşanan olayların günümüze ışık tuttuğunu ve tarihsel olayları bilmemiz gerektiği kanaatindeyim. Buyüzden tarihi olaylara ve romanlara meraklıyımdır…
Geçenlerde emailimi ekleyen bir okurum, bana aşağıdaki linki gösterdi… Konuyla da ilgisi bulunan bu linkteki tarihsel olayları ibret verici bulduğumdan sizinle bunları paylaşmak istedim. GAZZEde ve topyekün Filistinde yaşanan olayların günümüze kadar yansıyan olayların perde arkası gibi….
http://nazigercegi.blogcu.com
***************************


Umut Yiğidin Azığıdır

Aralık 18, 2008

İçimde hiç bu kadar
Demlenmemişti aşk
Akmamıştı dudaklarımdan zaman
Tükenmemişti umutlarım
Bir asra yetecek kadar kabarmış
Köpürmüştü umutlarım ağzıma dek

Bitirdin işte herşeyi
Helal olsun diyecem helal olsun
İskender bile yıkamamıştı dünyayı
Senin umtlarımı yıktığın kadar

Zaman ipe un sermekte
Bizi çiğnetmekte lime lime
Ellerinden ne gelirse esirgeme zamandan
Zamandan ve senden umutsuzum
Şakaklarımın aksi vurdukça aynalara


Nazlıcan

Aralık 14, 2008

Seni seviyorum demek
Bir can vermektir cana
Tatmaktır duyguların en kutsalını

Seni seviyorum dediysem can
Damarlarımda kabarmıştır aşk
Bir kuş gibi çırpınmıştır yüreğim

Artık ne yapılır bilmem ki
Senin de ılımışsa kanın
Kan dökmek kalır bize gayri
nazlıcan


Toplumsal Huzuru Sağlamanın Yolu

Kasım 20, 2008

Tahtlar, saltanatlar, krallıklar, hükümetler ve insanların kurdukları başka ne isimle olursa olsun tüm makamlar ve mevkiler gelip geçicidir. Baki olan şairin dediği gibi “Bu kubbede bir hoş sadadır.”
Bu dünyadan göçüp gitmeden bir hoş seda bırakmak için fazla bir çaba sarf etmek icap etmez. Yapmamız gereken tek şey; insan olup, insanlığın gereğini yerine getirmektir. Yeryüzünde bozgunculuk yapmak yerine, bu arzda kalacağımız kısa bir süre içinde herkese hoş gelebilecek olan erdemlere uğraşmak ve o erdemler üzerinde çekip gitmek yeterli olacaktır. Bu erdemler de o kadar zor ve yapılması güç ve başa bela şeyler değil… Ama nedense birçoğumuz bu zevkli ve hoş şeyleri yapmaktansa hamasi duygularla hareket edip yıkmaktan ve kan akıtmaktan ileri gitmeyen işler ve davranışlar içine giriyoruz. Şimdi biraz fikir eksersizi yaparak, kan gövdeyi götürmeden nasıl bir huzur içinde yaşabileceğimizi yorumlamaya ve bazı tespitleri yapmaya çalışalım.
Herkesle şu konuda mutabık kalmamız gerekiyor önce… Yazının devamını oku »


Kutsal Aşk Acısı

Ekim 29, 2008

Sonsuz bir aşkı sorunsuz yaşamak mümkün olmadığından insanlar aşklarında hep acı duyar-lar. Acıdır aşkı kutsal kılan erdem. Aşkı çekici kılan gizem de o acı değil midir? Acısız aşklar ölüme mahkûmdur. Matlubunuza olan aşkınızın samimiyeti, onun uğruna çekeceğiniz acının oranı ile ilintilidir. Çok acı çekeceğinizi bildiniz halde ona tevessül ederseniz sizin aşk deryasından bir nebze olsun payınız var demektir. Yazının devamını oku »


Nerde O eski Dergibi’ler

Ekim 24, 2008

www.dergibi.com’un 10. yılı üzerine

Melih Bayram Dede’nin on yaşına gelen Dergibi üzerine yazdığı yazıda geçmiş Dergibi editörleri sıralanırken adı geçen rahmetli dostum Nusret Özcan ağabey için bir fatiha yolluyorum.

Dergibi’nin zikzaklı bir on yıllık geçmişi içinde benim de dergi tanıtım ve eleştirileri ile bir zamanlar az da (yaklaşık iki yıl) olsa katkılarım olmuştu. Bu süre içinde Genel Yayın Yönetmenimiz ve elektronik yayın sahibi sevgili Melih Bayram Dede ile bir çok proje girişimlerimiz olmuştu. Burada zikredilmeye değer bulduğum; bir Dergibi ailesi için çaylı ve simitli bir buluşmamız vardı ki, bence Dergibi’nin sadece sanal bir aile olmadığını göstermek açısından önemli idi. Gebze’den Melih ile birlikte Türkerler Ekmek Fırını’ndan yüklendiğimiz taze çıtır simitlerle sabah erkenden yola çıkıp, soluğu TYB İstanbul Şubesinin hizmetlerini sürdürdüğü Kızlarağası Medresesi’nde almıştık. Bir çok gönüldaşımızla birlikte orada Dergi editörleri de bulunmuş ve Dergibi ile ilgili bir sunumdan sonra editörlerin durum değerlendirmelerini de alarak o günü verimli bir şekilde bitirmiştik.
Yazının devamını oku »


Neden Olmasın?

Eylül 28, 2008

-Elma kokusu ardından
kırıldı çocuklar Halepçe’de
Kırıyoruz şimdi namluları
Karanfilden süngü yapıyoruz uçlarına-

Bizim de çocuklar gibi
Bir şen yüzümüz olsa,
Pamuk pamuk ellerimiz..

Çiçekler açsa gamzemizde
Rüzgar tarasa saçlarımızı
Kırlarda koşarken çılgınca.

Bizim de kenetlenen parmaklarımız
Ayrılmayan yüreklerimiz olsa
Sevsek hep birbirimizi.

Karanfiller sürsek namlu uçlarına
Gül koklasak barut yerine
Toz pembe bir dünya kursak..

Bizim de bir dostumuz olsa
Gece gündüz başucumuzda
Sevsek de birbirimizi ölürcesine..

Çocukluğumuzu unutarak büyüdük
Büyüdükçe çocukları anlayamadık.
Bir gün bizim de yüreğimiz olsa
Biz de toprakta sevgiler yeşertsek…

Neden olmasın?..


(GÜL DALI adlı çocuklara şiirler kitabımdan…)


Sınav Teri

Eylül 14, 2008

Bu soruyu mutlaka cevaplamalıydı. Kendisi için çok önemli bir şeydi bu. Tüm soruları doğru çözdüğüne inanıyordu. Bu soruyu da doğru cevaplarsa sınavda birinci olacak gibi bir his kaplamıştı içini.. Yanlış cevaplarsa belki de sınavı kaybedecekti. Aslında tüm sorulara bu titizlikle cevap vermişti. Ancak bu soru, bu soru çok kurcalıyordu kafasını. Seçenekler arasında gidip geldi şöyle… A,B,C,D,E.. Harfler birer balyoz gibi olmuş, beyninde zonklanıp duruyordu. Döndü dolaştı seçenekler etrafında. Seçenekler üzerinde tahminler yürütebilecek halde de değildi.

Tık tık tık… Kafatasının içinde zonklayıp duruyordu cümleler, birer karadelik oluyordu sözcükler.. Yutulmak üzereydi. Kafasını masaya koydu. Uzun ve siyah saçları sınav kitapçığının üzerine yayıldı. Gözlerini kapattı. Beynin içine hücum eden düşüncelerini kovdu. Tertemiz olmuştu şimdi her şey. Sınav salonunda olduğunu hatırladı birden. Diğer sınava girenlerin dikkatlerini çekmemek ve belki de kötü olmalarına sebebiyet vermemek için başını kaldırdı masadan.
Yazının devamını oku »


Heyula

Ağustos 22, 2008

Yıldız kümesinden bir hüzmenin
ellerinden tutup sevgili gibi
sureyya burcundan uçup
kıvranan kara bir evren deliğinden
son çırpınışlarını sergileyerek aşkın
metaneti elinden bırakıp
çılgınca uzuyorum yollara
karşısına çıkan herşeyi deviren
bir kasırga misali fezada

Heyula! Hangi zerrede saklıyım
bu boşlukta ben de varmışım
uykumda düşümde fikrimde
şu cüce halimle bir büyüğüm
en büyüğü benim bu bilmecenin

Aşkın potasında kıvrılmış zerratım
yorgunum, çöktü yüreğim içime.


Yazmak …

Ağustos 16, 2008

Yazı yazmak herşeyden önce bir sanattır. İlk insandan bu yana yazabilenler ve çizebilenler kendilerini daha rahat ifade edebilmişlerdir. Bu maharetlerden yoksun olanlar da kendilerini ifade etmek için vücut dillerini kullanırlar. Kavgalar ve can yakıcı haller bundan kaynaklanıyor. Yazabilsek ve okuyabilsek mesele kalmaz.

Devam edecek >>>


Uğursuz Bir Gün: SıfırSekiz.SıfırSekiz.SıfırSekiz

Ağustos 10, 2008

Birçok batıl inancımıza, sadece estetik olarak sayıların yan yana gelmesinden oluşan takvim rakamları da eklendi: 08.08.08. Geçen yıl da 07.07.07 çılgınlığını yaşamıştık. Bu uyumluluk gelecek yıl, 09.09.09 tarihinde de yaşanacak. Doğrusu sayı itibariyle mükemmel bir simetri oluşturuyorlar.. Bu cazip tarihte özel günlerini denk getirmek isteyenler hummalı bir yarış içine girdiler.. Türkiye’de de binlerce kişi bugün evlenmek için aylarca önceden rezerveler yaptırmış…

Özellikle Çinliler şu sıfır sekiz olayını çok önemsiyorlarmış. Tamamen rastlantısal mı yoksa bilerek ve kurgulayarak mı bilmem, 2008 olimpiyat oyunları da Çin’e verilmiş ve bu oyunlar da Sıfır Sekiz. Sıfır Sekiz. Sıfır Sekiz günü saat Sıfır Sekiz’de başlatılmış oluyor. 8 rakamının simetrik olarak iki tane yuvarlak karakterden oluşması ve kalemle 8 rakamının üzerinden geçerken neresinden başlarsanız başlayın aynı noktaya gelmeniz büyük bir güç simgesi imiş. Bu nedenle Çinliler 8’li rakamlara sempati duyuyorlarmış. Çinlilerde gerçekten böyle bir inanış var mı yok mu bilmiyorum. Medyaya yansıyanlar bunlar…

Ancak bir uğur getireceği falan yok. Tam aksine bu sayı kimileri için felaket tarihi de olabilir…
Yazının devamını oku »


Bugün İsimsizim

Ağustos 8, 2008

bugün isimsizim istediğin gibi olsun adım
bir gece ağıdı yakarak başlayabilirsin
sonra hasretle dinlettiğin bir rodrigo çal
mehtabın koynundan uçan bir martı de dilersen
gecenin karanlığına aşık bir mecnun istersen
bugün isimsizim istediğin gibi olsun adım

Devam Edecek >>>


Bir Ağva Masalı…

Temmuz 29, 2008

1 Bir

Ağva, iki nehir arasındaki yerleşim yeri anlamına geliyormuş…

Ağva, Hititler, Frigler, Romalılar ve Osmanlılar gibi bir çok uygarlığın geçiş yeri olmuş bir belde. M.Ö. 7.yy. uzanan tarihin kalıntılarına Ağva’ ya bağlı civar köylerde rastlamak mümkün.. Kalemköy’ de Romalılara ait kilise kalıntıları ve mezar taşları, Hacıllı köyünde, 3.yy. sonu – 4.yy. başlarında bulunan Gürlek Mağarası, Hisar Tepe’ de bulunan kale kalıntısı, Sungurlu mahallesindeki dağ değirmeni önemli buluntulardır.

İzmit’in Çal Tepesi’nden doğup gelen Göksu ve Yeşilçay dereleri arasındaki deltaya kurulan bu şirin beldenin belki de en çekici yanı bu derelerin yemyeşil kıyıları. Oteller ve restoranlar buralara kurulmuş, yörenin tüm aktiviteleri bu kıyılarda gerçekleştiriliyor.

Her bakımdan şirin bir sahil kasabası Ağva…

Tur aracımız Ağva sahillerine yakın bir caddede duruyor. Araçtan inerek akşam belirlenen saatte buluşmak üzere ayrılıyoruz. Beraberimdeki arkadaşları sahile bırakıyorum. Günün birinci kısmında (öğleden önce) olduğumuz halde sahil dolu. Boş bir alan bulup eşyalarımızı kurduğumuz şemsiye altına yerleştirdikten sonra kendimi Karadeniz’in sert dalgalı serin sularına bırakıyorum. İki yıldır deniz görmemiş bir bedenin suyla temasından bir cızırtı çıkmasa da içimin ateşine bir nebze olsun hafifleme geldiğini hissediyorum.

Yazının devamını oku »